Babama....

20 Kasım 2021 Cumartesi

Son




1 ∞.11.2021


Son


Son yolculuğa çıkıyoruz kaptan

Rüzgar karayel , ya da neyse işte ?!

Alıp götürüyor bizi 

Bildiğimizden 

Topraktan

Göğe

Huzurlusundur inşallah 

Eksiğin varsa söyle ! 


Beklenmedik değil hiç bir şey

Çat kapı gelir her zaman ölüm

Sen yüreğini serin tut

Geride kalanların hepsi 

Kalender


Neler kaybettik 

Kaybettikçe kazandık

Hayat bir silke daha vurdu

Az daha akıllandık 


Değerin hep bir daha …. 

Gidince ….

Yolun açık olsun

Bu yeni bir başlangıç

Görüşeceğiz …. 

27 Ekim 2021 Çarşamba

Ölüm Avutur beni

Gideli 25 yıl olmuş Baba!

17.02.2021- 03.09.21


Avutsana beni 

Yara bere içinde dizlerim 

Kaybettiğim ilk yarıştı bisikletimle

Daha ilk yarışımdı da 


Baştan öğrendim kaybetmeyi 


Avutsana beni

Göğsüm sızlıyor 

İlk kez birini kaybettim 

Şimdi anlıyorum 


Ölümün, insana ne hissettirdiğini 


Avutsana beni

Çat kapı gelip, çalsan zili

Bilinmezliğin rengine bürünmüş gecenin 

İçine çeksen ya beni 


Anladım sensizliğin sessizliğini 


Avutsana beni 

Bak geldim karşına 

“Çok erken olmadı mı?“ diye 

Soruşunu duyuyorum kendi kendine 


Anladın mı benim nasıl hissettiğimi? 

Anlatabildim mi? 


Seni kim avutacak peki? 






2 Ekim 2021 Cumartesi

74...

01.10.2021

Hatırlarım

Sarı lüle saçlarını

Bigudilerle bezenmiş zamanı,

İstanbul sokaklarında 

Mahalleler arası maçlar, turnuvalar olurdu daha, 

Sataşmalar çabası ! 

Kız meselesiydi tabiki konu 

Ve sen yol gösterendin 

Nefes tüketen

Bense kafasının dikine kararlarla yürüyen


Marmaris tatilinin tadı damağımda 

Turbanın yollarında

Yürür hızda ilerleyen itfaiye 

Nerden bilirdik saçtığı suların 

Yollara değil de

Ta yüreğimize serpilmesi gerektiğini?


Daha önce tatil için vardığımız yerlerin 

Caddelerini

Şimdi şifa için aşındırıyoruz 

Londra! 

Havan kadar kısmetimizi kapatmasaydın ya ! 

Almanya 

Yürümüyor senin kuralların gibi 

Bizim Pederin sistem 


Kaderin kara bulutlarını defetmeye çalışmamız

Çok sürmedi 

Yenilgi mi , sukunet miydi

Sonunda bizi dinginleştiren 

Bilemedim 

Çok şey alıp götürdü 

Senden, benden 


Oysa daha çoktur anlatacakların 

Başlasana doğumundan 

Hani bu günün 74 sene öncesine gitsen 


İyiki doğdun annem 

2 Eylül 2021 Perşembe

Astronomik saat, ben ve Beliz

2 Eylül 2009 

Astronomik saatin altında 

Prag’da 

Senin adını sayıklıyorum

Sen yoksun

Bir gün geç kutlayacağım 

Bir gün geç kucaklayacağım seni

Zira benim gibi aceleciydin sen de


Astronomik saatin altında 

Prag’da

Saniyeleri sayıyorum 

Dostlarla ırakta

Adına şarkılar uyduruyoruz

Şen şakrak

Sen de belki bana sesleniyorsun 

Çapa’da 


Saniyeler, dakikalar, saatler geçti gitti 

Yılları da gösteriyor mu?

Fallarda, burçlarda olduğu gibi

Bizi neyin beklediğini

O Prag’daki Astronomik saat


Alın yazımız mı yazılı orada? 

Yoksa senin dünyanın kapıları mı gizli? 


Bir dahaki sefere 

Oraya mı uğrasak  

Yelkovanla akrebin birbirine

kavuştukları 2 Eylül de 


Bir sihir olur ya 

Senin bildiğin bana söylemediğin

Kül kedisinin kabaktan at arabası 

Alır götürür bizi senin mürekkepten dünyana 


Ne koyardın adımı? 

Ne olurdu dünyamızın adı?

Nasıl güçlerim olurdu? 


Anlatsana 


Çılgın baban olarak şimdiden anılarında mıyım? 


Ben, içimdeki çocuk 

Hiç büyümesin istedim  

Sana eşlik etse olur mu dersin? 


Hep çocuklar gibi sevineceğimiz, eğleneceğimiz? 

Bir dünya olur mu? 

O Astronomik saatin altında?


???


2 Eylül’ de

Üflediğin her bir fazla mum için 

Ak düşmüş saçlarıma inat 

Biraz daha gençleşeceğim 


Ben senin 

Büyümek istemeyen 

Belki de 

Büyüyemeyen babanım


Kalemin kırılana kadar,

Mürekkebin bitip 

Tükenmeyeceğini sandığımız 

Herşey tükenene kadar 

YAZ 

Seni ölesiye sevdiğimi! 


İyi ki doğdun Kızım 

İyi ki varsın

Ben şiirlerde anlatayım seni 

Sen de yazılarında beni 


Belleğimdeki iz 




31 Mayıs 2021 Pazartesi

Salda salınan hayat

Papo’ ya

 01.09.20 15:15 

Bilirsin severim ağlamayı

konuşamam 

Yazarım

Gözyaşlarım dağıtır mürekkebi 

Mürekkep dağılır tıpkı kan gibi

zira kan ağlar 

O anda da içim


İçesim gelir

Kendimi kaybetmek için

o zaman daha çok açılır

Ruhum 

Gün ışığını gören ayçiçeği gibi  

Geçenin karanlığında 


Bir de dolunaysa !


Bir su birikintisi arar gözlerim

Orda yansıması bile 

Bir tat katar

Nida atarak yuvarlandığımız 

Bu karanlık cümbüşe

En eğlenceli dokuz sekizlik bile 

Yanık bir türkü olarak çalınır kulağıma 


Hele 

Bir de

İstanbul boğazı olsa  

Bir dostun dediği gibi

“Biz mi salınıyoruz salda, yoksa hayatımız mı? “ 

Biri anlatsaya 


Sussak 

Ya da 


28 Nisan 2021 Çarşamba

Maktul

 21.09.2020


Burada değil 

Orada 

Bir gün elbet karşılaşacağız 

Tüm hayatlar devam ediyor 

Öyle ya da böyle 


Olur da hatırlarsan 

Ne gizlenir gözlerinde 

Nefret mi ? 

Yoksa minnet ? 


Sessizce mi gittin ? 

Atamadığın çığlıklar mı 

Yüzüyordu su dolu ciğerlerinde ?

Nefret dolu bakışlar göz kapaklarının ardında

Sımsıkı kapalı dudaklarının da ardında 

Yakarışlar 


„Huzurla gittim“ de

Bana minnet duyduğunu söyle 

Gittiğin yere 

Ben de geldiğimde  


Bendim senin 

İnsan-Azrail’in 

Öyle istemiştin ?!?



22 Nisan 2021 Perşembe

Kendine İhanet

16.04   16:45...21.04   16:22

Nereye gidecektim , 

Nereye geldim, 

Hatırlamıyorum 

Bir çeşit amnezi mi yaşıyorum? 

 

Neydi 

bana vaat edilenler ?

Ya benim kendime vaat ettiklerim ? 

Bir avuç soğuk su çarpsam 


Uyanacağım bir kabus değil bu! 


Hani bereketli olacaktı bu topraklar 

Hiç yağmur yüzü görmüşmü ki ? 

Yıllar yılı 

Şu an ayak bastığım yer ?  


Savruluyor rüzgarla herşey 

Sanırsın oyun havası çalıyor da 

Eşlik ediyor benim de 

bedenim , ruhum, düşlerim 

Oturup ağlanacak halime 


Uyuyup da saklanacak bir düşün yok !


Zamanı gelmiş gene 

Önce 

Bir bardak soğuk su getirin

Bir serinleyeyim 

 

Yakıp gömün sonra 

Kim bilir ? 

Belki gene küllerimden 

Doğuveririm...


...  kendime ihanet etmediğim