Babama....

31 Aralık 2016 Cumartesi

Anne Şevkati

G...'ya
                                                                                  

Aralık 2015

Anne şevkati
Tanımsız bir sevgi
Fışkırıyor benliğinden
" Değer mi bana? " dediğim

 Sadece sarılmak değil bu
İçine katıp kaçırmak
Tüm acılardan ve gerçeklikten
Bir anlık zaman durması
İçimin durulması

 Ama biliyorsun
Bu yaralar iyileşmeyecek hiç
Mümkün değil o izleri
Bu yürekten silebilmek 

Gülümseyeceğim
Ama o ağlayan biri hep içimde
Ve hasretim
Birdenbire yok olabilme düşüncesine

 Yine de
Sen ordasın
Hayat yolunu kaybetmiş bir çocuğun
Vazgeçmeyeni




6 Kasım 2016 Pazar

Benden esirgeme...

07/11/07 için
Cem'e

Kelimelerle savaşımı yazdım,çizdim 
nafile
Ağzımdan çıkan sözcüklerin mecali yok
Beni,bizi,bu dostluğu anlamaya,anlatmaya

Son nefesini verirken
Hatırındaki en güzele 
tebessüm eden birer
Yiteniz biz

Güneş sızdırmaz bulutlar eğiliyor
Üzerimize, 
üzerimizdeki
Kahkahalar kötü niyetli hayattan
Fışkıran nağmeler

Az sonra yağacak olan yağmur
Sanmaki adımıza dökülen yaşlar
Birer hançer gibi saplanacaklar bedenimize, 
bedenimizdeki
tüm kötülüklere gebe huzursuzluğu 
Uyandırmak için
Hayatın yegane hediyesi , bize

Duyuyormusun o çığlıkları
Bitmek tükenmek bilmez acının
Karanlık yansımaları
Sarıveriyor etrafımızı 

Ben sıkıldım 
Geçen
Geçenlerde oturup konuştukya senlen
Dökülen gözyaşlarımla geçtim kendimden
Bir kez daha fısıldadılar 
Bu yolda bir tek sen varsın "benlen" yürüyen

Ve anladım ki
Bazen çekip gitmek gerekir
Aklına gelip aradığında bulamayacağın,
Seslendiğinde duyamayacağın,
Haykırdığında kendi sesine mahkum edecek 
yalnızlığa terk etmek istiyorum seni

Bana sarıl diye
Olmayanların
Olmayacakların yerine !!!

Bugün omuzlarımda birini taşıdım
Tanımadığımdı
Sadece bilmek için o hissi
Burkulur mu senin de yüreğin benim gibi?

Yeşile hasret değil misin sen?
Taşımak istemez miydin omuzlarında beni sen?
Nasır tutmuş ellerin kavradığında küreği
Düğümlenecek mi boğazında
O kelimeler
"Toprağın bol olsun" 

Beni çağırıyor sessizlik
Toprağın çiğ kokusuyla 
Seni, seni sevenlerin anlayamayacağı kadar işledim yüreğime. 

Gözyaşların

Gözyaşlarındı

tek dileğim giderken görebildiğim 

ahirete....

Benden esirgeme...


1 Kasım 2016 Salı

Hatırlamıyorum

Hatırlamıyorum
Hatırlayamıyorum
Bu eller , bu ayaklar
Aynaki yüzü
Beni her gün bana tanıtan
Hep başka biri 

Yazılan satırlar bile benim değil
Çaresizliğimi anlatan
Oysa hep övünürken 
O eski , en güzel hatıraları hatırlayan 
Ben değil miydim ki?

Yürüdüğüm yolun nereye gittiği
Evim , işim belki de hiçlik
Aslında hiç bir şey umrumda da değil sanki
Unuttum gene
Neyi, niçin beklediğimi

Kaybolduğunda 
Tanımlanan her şey
İşte o zaman
Sen de benim gibisin
Hiç bir şeyin anlamının olmadığı
Birininse halen herşeyi


27 Ekim 2016 Perşembe

20 sene önce

(Karanlığımın ilk şiiri)

Melekler alıp götürdü seni,artık yoksun yanımda,

(neyse ki)çektiğin tüm acılar dindi,gözlerini kapa.

Yokluğunu hissediyorum,
Dolduruyorum kalbimdeki boşluğu hatıralarınla,

O yüzündeki gülümseme ve o mavi gözlerin,

Çıkmıyor aklımdan dışarıya.

Sanki yanımdasın uyuduğum sırada,
Adımı fısıldıyorsun kulağıma 
belki gerçek,belki rüya
Bir umutla açıyorum gözlerimi uykumdan uyanıp da
Ne acı ki! Loş bir oda duruyor sadece karşımda


Haketmedin sen,günleri ıstırap dolu bir yaşamı,
Haketmedin sen cihazlara bağlı hayatta kalmayı,

Sonunda bıraktın bu amansız hastalıkla savaşmayı,

Neyse ki çektiğin acılar dindi,
huzura kavuştun,
artık gözlerin kapalı


17 Eylül 2016 Cumartesi

İskele


9/11/15 06:52 -

Bugün orda hala cumartesi
Şimdi ise geçmişin melteminde alabora
Bir zamanların martısıydım
Vapurlarla kıyıdan kıyıya
Paylaşılacak simidin peşinden süzülen
Usulca

Geçen yıllar fener olmadı
Gidilen yolda
Şafaktan alacakaranlığa
Zaman hiç akmadı gün doğumuna
 Geceydi
 Kuzey yıldızı kayıp  

 Ufak dalgalarla kıpırdanırken deniz
Fırtınayla hırçınlaştı
Sürüklenirken ardımızda bıraktığımız beyaz köpükler
Yerini
Bacadan çıkan kömür karası dumana bıraktı

 Akıntıyla
Açığa
Derinlere...

Ufukta
Gözden kayboldu
İskele


 

25 Ağustos 2016 Perşembe

İz

Şehirler yaratmışsın
Yolları kıvrılıp kıvrılıp giden hiçliğe 
Yüreğim de burkulur öyle işte
Ama
Bana varır sonun da değil mi ?

Resimlerin 
Hep rengarenk 
Benimkiler de siyah-beyaz
Kara kalem şiirler sanki
Ne kadar farklıyız 
Ve o kadar da aynı 

Yalnızlığımızda saklıyız
O odanın köşesinde
Kalbimizde 
Kaybolduğum yerde

Çocukluğumda
Karanlıkta bana oyun oyanayan perdelerden
Kaçırıp gözlerimi
Aradığım
Işık hüzmezisin
Kapının altından sızan
Şükrettiğim

Belleğimdeki izsin
Geçmişten geleceğime 
Kazınmış


20 Ağustos 2016 Cumartesi

O

 
Herkes gitti
Yine 
Bu sefer de 
Yıkılıcağım
Gene ayaklanacağım 
Hazırım artık
Geçti, gitti
Kızamazsın bilirim
Beni böyle içine hapsettin 
Ben de seni

Herşey değişirken
Yazılanlar 
Hep aynıydı 

Sarı sonbahar yaprakları 
En çok sevdiğimdi şiirlerimde 
Öyle de sevemedim sanırım 
Hiç kimseyi , hiç birşeyi
Amaçsızca gezdiğim
Dönüp dolaşıp yolun sonunun sana vardığı
Günlere 
Teşekkür ettim tek tek 
 
Seninle 
Silinecek her şey
Seninle
Yazılacak hep yeni bir şey
 
 

4 Ağustos 2016 Perşembe

Gemi

O ses 
Derinden geliyor
Bildiğimiz varlıkların olmadığı 
Korkutucu 
Ve
Umurunda olmayan  
Senin 
Sesin 

Birleştirmek istediğin parçalar 
Hiç bir araya gelmiyor
Nedeni niyesi suskunluğunda siliniyor
Batan o geminin kaptanı gibisin 
Hüzün ve gururla selamlıyorsun 
Herşeyi ve herkesi

Ama unutma ki 
Bizler için ağladın sen
Her birimiz için
Tek tek 
Emanet ettik 
Geride bıraktıklarımıza  
Sevgi sözcüklerimizi
O koca yüreğinde
Erittin, sen oldun 

Şimdi 
Biz ordan sesleniyoruz sana
İçinden
...damarlarında yüzerken 
Seninleyiz 






20 Temmuz 2016 Çarşamba

Kahramanın

20/07/16 10:19

Yıkılıyorum
Uzanan ufacık eller
Parmaklar hiç bırakmamak için 
Kavrayacak 
Bedenimden tutup ruhumu çekecek
Yerde çarşaf gibi serili 
Lekeli, kirli olması umrunda değil onun
Onun masumiyeti, güzelliği
Tertemiziz biz hep onun için 
Ve O 
Kahramanına sarılacak
Bedenimi saracak

Ben burda orda 
Hep seninleyim 
Zamanlar arası düşlerinde yüzen
Gezegenler arası pedallayan
Işık hızıyla koşup yanında beliren
Senin tebessümünde eriyip yiten
Komik, güçlü, çılgın 
Kahramanınım
Bir prensesi olan 
Babayım 
Babanım


15 Temmuz 2016 Cuma

Katana

Yerlerde yatan bedenler
Hepsi birer fidandı, soluyorlar şimdi
Peşlerinden uzanan ellere
Dokunabilen yok içlerinden

Rengarenkler resimler, 
Kimisi de belki siyah beyaz klasik severdi
Şimdi son gülümsediği karedeki gibi
Karanfiller, güller
Yarıya inmiş bayraklar 
Katatonik ruhlar için 
Dudak bükülesi teselliler

Çığlıklar yükseliyor
Benim senin duyamadığımız
Sadece o en yakının içinde 
Savrulan bir Katana 

Kendi bedenindeki duvarlara sıçrıyor
Siyah kan
Orda köşeye kıvrılmış yatan
Ruhun Hara-kiri' sinden

Duvarda son nefeslen yazılmış mesaj:
"Beni de"  








 

9 Temmuz 2016 Cumartesi

09.07.3∞

Bak geldim
Uzun zaman oldu dertleşmeyeli 
Güzdü bahar oldu 
Hayat hüznünden silkindi 
Mutluluğa gerindi 

İçimin mevsimi ise hiç değişmedi ki 
Tebessüm ettimse de 
Bilirsin sensindir düşlediğim 

Sıkılmadın değil mi 
Hep dinlemekten 
Beni,dertlerimi 

Belki kızar da seslenirsin 

Nasıldı ki? 

Yüzün hep kireç 
Gözlerin donuk mavi
Hatırımdaki son öpücük 
Duran kalbine inat sıcak alnınaydı

Ama ben herşeye inat 
Yine yaktım

Söylesene 

Bu sene de 
Mumları üflemeyeceksin değil mi ? 





16 Haziran 2016 Perşembe

Ömür Uzatma Kahvehanesi



İstanbul üzerinde
Çengel'den Beşiktaş'a
Uzanıyor gökyüzünü örten
Kalın beyaz bulutlar,
Yorganlar...

Sanmaki sadece bir şehir
Sarmalanmış altında
Çıplak tenler,sevgiden kurak
Üşüyorlar
Birbirlerinden habersiz

İki köprü iki hayat
Yolları kesişene kadar
Çok sular aktı altlarından
Dokundukları
Bir zamanların güzellikleri
Sadece birer hatıra bıraktı
Gerisi anı defterinde solmuş birer yazı

Karanfillerle örtüldü geçmiş
Geleceğe uzanan
Ellerden önce, adımlardır
(Durmak istemezsen eğer , zamana inat)
Yeni bir öyküyü yazan

Hep dizler, bacaklar dokunur önce
Yadırganır unutulur gider
Çıplak eller kadar utangaç değil onlar
Üzerlerine giydikleri
Kumaş parçalarında gizli hikayeler

 Saçlarına ak düşmüş bununkinin
Sayfaları sararmış
Kıyısına köşesine notlar alınmış
Bazen kafiyeli, bazense yalın ve düz
Yamalı
Yazılıp, okunacak en güzel adres
İlk başlandığı tarihiyle iç kapakta yazılı
Nişantaşı
Ömür uzatma kahvehanesi
 

2 Haziran 2016 Perşembe

Dar ağacı

 
 
20??-
 
Yorgunum
Önümdeki tüm yollar puslu

Seçtiğim,beni huzura götürecek olan mı?
Yoksa
Sonunda sessiz bir çığlığın olduğu
Bilindik boşluk mu?

Hiç bitmeyen bir düşüş benimkisi
Karabasanlardaki gibi

Uyandığımda mı ?
Uyanmadığımda mı ?
Sallanacak dar ağacında bedenim
 
 

1 Haziran 2016 Çarşamba

Değersiz



09/02/16 15:35

Bir gün gideceksin değil mi
Tıpkı diğerlerinde de olduğu gibi
Sonsuz acıların insanı
Kaç kez geldim kim bilir bu dünyaya

 Hep sonunda zamanı gelmeden
Kimi zaman ipin ucunda sallanan
Kimi zaman kırmızılara boyanmış
Kimi zaman ise yerde yatan bir bedenle
Terk ettim buraları

Yüklendiğim tüm günahlarla
Bir daha doğdum
Gene öldüm
Biraz daha fazlasıyla 
Yeniden doğmak için

 Hiç değişmedi hikayem
Değişemezdi de
Alın yazısı değil
Benim kendi çizdiğim yol buydu
Karma- karışık

 Herkes ağlasın
Herkes üzülsün
Bir türlü bilemediğim
Varsa bilmek istediğim
Değerimi görebilmek için
Hep son bir kez için...

26 Mayıs 2016 Perşembe

Summit

Yalnız olduğumuzu bilmeden doğduk
"Özlediğim "
Biliyorum ki 
Hiç bir yol çıkmaz sokak değil
Ama yine de 
Bir gerçeklik var 
Çıplak ayakla bastığın kordan acılar
Tırmandığın düşler
Daldığın karamsarlıklar
Eskittiğin gelecekler
Hepsi sana ait 
Karaladıkların, temize çekip yazdıkların 
İçinde gizlediğin yolu tarifleyen, yürüyen sensin 
Ve yürüdüğüm yollar 
Onlar da benim
Hepimiz hayatın sunduğu aksesuarlarız birbirimiz için
Aynada gördüğün giyip, takıştırdığın 
Üzerinden çıkarıp bir kenara koyabildiğin 
Olurda aklının köşesine yazılsa da birisi 
En derin uykunda unutuverirsin sarılmayı
Sarılabildiğin sadece ve sadece 
....ses(n)sizlik
Yalnız yaşadığımızı bile bile de öleceğiz 

 

21 Nisan 2016 Perşembe

Bitti



07/12/15 05:37 - 02/01/16 02:31

Erisin yavaş yavaş
Eritip, yok edelim herşeyi
O halkaya sevgiyle kazınan simge
İçimizi ısıtan değil
Bizi, birbirimize yaklaştırmayan alevlerle
Erisin tümden

Dağılalım yavaş yavaş
Dağıtalım, yok edelim herşeyi
Zamanın içimize, zihnimize
İşledikleri izler
Dağılsın
Bizi birbirimizden uzaklaştıran dalgalar
Ardımızda bıraktığımız keyifli izi de
Dağıtsın tümden

Savrulalım yavaş yavaş
Savuralım, yok edelim herşeyi
Kitaplığın
Tozlu raflarında
Okumayı unuttuğumuz şiirleri
Savursun rüzgar tümden
Ve sonunda
Savrulan tüm sayfalarla
Başı sonu karışsın bu hikayenin
Uzun zamandır
Tek başına konuşup, dinlediğim
Bitti

Tetik

06/08/15 22:05 - 08/02/16 11:14

Bir yaz bir sil
Tekrar tekrar aynı silsile
Artık karalayamadıklarım
Anlatmaz mı sana
Yaşamadıklarımın
Karmaşıklığını zihnimdeki

Hiç eskisi gibi olmadı
Siyah beyaz, sessiz bir film
Konuşmalarımız, ağlamalarımız

Olmadı ki

Kalplerimizdeki limanı terk etmiş
Adını bir zamanlar haykırdığımız
Keyif'li gemi
Hani akreple yelkovan kovalayacaktı ya birbirini
Yeniden ve yeniden
Yıllar önce durdu bu zaman
Bilemedim

Haykırdık
Ama anlamadık
Anlatamadık
Olur ya 
Belki de anlamak istemediğimizi anlamadık


 Bıkmadan, usanmadan
Ardı ardına
Sürdük kurşunları namluya

Doldur boşalt
Dayan biraz daha !

Doldur boşalt
Hayır yapma!

Doldur !
Sonra
Çekildi
Tetik





























20 Nisan 2016 Çarşamba

Faili Meçhul


13/10/2015 02:07

Girip çıktığını anlamadım
Anlayamıyormuşsun
Benim elimde olduğunda da öyle miydi?
Ciğerime batırdığın bıçak ?

Yalanmış sözcüklerin daha keskin olduğu

Sayamıyorum
O kadar hızlı soluk alışverişlerim
Ve gitgide loşlaşıyor oda
Göğsümdeki yangın büyüdükçe

Şöyle bir dönüp bakası geliyor insanın
Maskeler düştü ya
Görmek isterim beni kinle uğurlayanları
Yoksa kıymeti yok ki bu saatten sonra
Dostla düşmanı ayırmanın

Biliyorum elbet onları
Sözcükleri kurşun gibi yağıyor
Durmadan vızıldıyor
Ateşi tütüyor bu müfrezenin
Düşmüyor parmaklar tetikten
Nefretle söylenen
Benim için derinlerde gizlenen
Ordan ateşlenen

Kan revan içinde ortalık
Ortada son kez yanyana yatan
Sen ile ben
Olay mahalinde bir kalabalık
Faili meçhul bir cinayet değildi
Sadece
Baktık
Görmedik
Sustuk

24 Mart 2016 Perşembe

Yolun Yarısı - (İyi ki doğdun)



Baksana yolun yarısına gelmişim
Az oturup soluklansam
Yoruldum
Oturuversem dizine
Küçük bir çocuk gibi sevsen yanağımı
Teselli işte
(Bu sene de, hediyem yine bu olsun )

Gideceğini biliyorum ya
Gidipte dönmiyeceğini
Anılar siliniyor,kahretsin
Kaç kez sarılmıştım ki boynuna
Hatırlamıyorum işte

Seni benden bir kez almadı ki
Her gün ve her an
Biraz daha buğulu geçmiş
İçim yanıyor anlıyorsun değil mi ?
Her gün zor geliyor bana
.... seni gömmek
(Tek kederim sen ol yine , bu sene de)

10 Mart 2016 Perşembe

Karalama

09/03/16 19:55 - 10/03/16 10:05 

Hep bir,iki sayfa öndeydim
Anlatandan,anlatılandan 
Yazdıklarım güzel olmalıydı
Ahenkli bir o kadar da kederli

İnsanlar okurken en az bir kere ölmeliydi
Sonra derin, buruk bir nefes alıp
Gözyaşlarını silerken kollarına
Özlemeliydiler tenlerinde
Yanlarında duran
O anda olmayan
Belki de hiç olmayacakların dokunuşlarını

El yazım karmaşık, hafif de yatık
Nehire,kıyısından sarkan bir ağaç gibi
Yaslanıp, uzanıyorum hayata
Çekip gitse
Düşeceğimi biliyorum
Ve boğulacağımı da
İronik bir şekilde
İçinde

Bir umutla, umursamadan hala ordayım
Yazıyorum 
 
Dedim ya hep az öndeydiler diye
Yalan
 Fersah,fersah ilerde
Bugünü yaşamayı unuturmuşçasına
İşleniyor senaryolar kafamda
Bir gelecek varken, üzülebileceğim
Nasıl hisseder ki insan
Kurguladığı onlarca geleceğin
Yakılıp, yıkıldığını seyrederken

Siliyorum işte şimdi
Geleceğimi
Umutlarımı
Düşlerimi
Yazdıklarımı

O defterin beyaz yeni dokunulmamışlık kokan
Sayfaları
Ne temiz, ne beyaz , ne de dokunulmamışlar
Artık

Korkuyorum kendimden
Kendimi avutabilmekten
Silineni tekrar okunmak için
Kurşun tozu döküp üflemekten 

O kadar güzeldiydiler ki

Yırtıp atamazsın
Bütünlüğü bozulur
Yeni baştan yazamazsın
Kandırmaca olur
Bir defterin var
Bir Hayatın
Mecbursun
Üstüne çizip ,yazmaya
 
Aslında
Karalamaya



9 Mart 2016 Çarşamba

Sobe

09/03/16 14:12-16:13

İçine dön
Yürüdüğün yol zihnin olsun 
Kafanın içindeki yarıklar
Yaratık onlar, seni yiyip bitiren
Şeytanları gizliyorlar

 Sadece sen ol
İki kişilik yalnızlıktan çok
Var olmayan gerçekliği kanıksatan
Enjekte edilmiş yapay huzuru yaratan
Vicdanınla, düşlerle savaş

 Ufacık bir taş at
Sessizliği sakinliği resmeden
O pastoral Monet tablosu gibi su
Çarpık Picasso 'lara dönüşsün
Dalgalansın
Kıyıları, karayı , kayaları
Duranı dövsün
Yıksın

 Yürüyüşün burada bitsin
Buradan başlasın
Yıkıntılara seslen
Sadece senlesin
Ölümü sobeleyeceğin yerdesin

Kendin ol -öl
Yalnız ol -öl
Sobe




4 Mart 2016 Cuma

Vahşi Batı



04/03/2016 12:20-1333

..kılıçlar çekildi
Beldeki altı patlarlardan
Bitmiş ruhlar tütüyor
Barut kokan parmaklara bulanıyor

Keskin darbelerle inip kalkıyor
İnandığı adaletin ucundan damlıyor
Koyu kırmızı, bozulmuş kan
Umrunda değil kimsenin
Ayaklar altında çiğnenip
Toprağa bulanırken 

Yakasında parlayan yıldızla
Teşrif etti şerif
Meydana kurulmuş idam sehpasına
Götürüyor yeşil donuk bakışlı adamı

Rüzgarın saçlarında dolandığı 
Calamity Jane
Eli belinde, ayağında çizmesi 
Adamın ayaklarının altında duracak
Sandalyeyi yokluyor
Tatlı bir tebessüm yüzünde

İpin ucunda sallanacak olan
ben değilim
Sadece intikam
Taşıyamaz ellerinin ördüğü ilmik 


Huzur bulan ise 
Ne sen,
Ne ben, 
Ne de geçmiş 

Olup biteni 
Köşeden seyreden bir çift göz
Sessiz ve açı içinde
Kayboluyor pencere pervazının gölgesinde

15 Şubat 2016 Pazartesi

Sessizlik


07 Kasım 2007 Çarşamba 20:51:48

Magnum Opus
Babama ve sana...


I. Işığı emen yokluğun sesi kelimeler
II. Şiirler
III. Sessizlik
IV. Sonbahar
V. Yeşil örtünün örtüğü


I.Işığı emen yokluğun sesi kelimeler

Işığı emen yokluğun sesi kelimeleri oku.
Kelimeleri ,
Bir gökkuşağının renkleri kadar ahenkli ,
Bir ağaç gövdesine yazılmış iki isim kadar mutluluk dolu yazmadım,yazamadım.

Kelimelerim ,
Yüreğimin en olgun meyvelerini 
Toplamadım,bekledim.
Döküldüler,
Toprağa,
Ait olduğum yegane yere 
Bedenim ,ruhum ve yüreğim gibi çürümeleri için.
En hüzünlü en acı dolu şiirleri yazabilmek için.


II.Şiirler

Şiirlerim 
Kelimelerin benimle birlikte başladıkları yolculuk.
Hayata dair herşeyi barındıran duygularımın boşalımı.
Sessizliğe atfen

III. Sessizlik

Sadece kendimin bulunduğu 
En karanlık, en derin çukurda
Seni umursamayan hayata yakarışlarımın yansımaları ile
Sağır olup,gömüldüğüm yerdeyim.
Mevsimlerden sonbahar

IV.Sonbahar

Hüzün kasıp kavuruyor etrafı,
O yaşamı yaşamaya değer kılıyor gösteren yeşil yapraklar solmuş,
sararmış,
yol kenarlarını süsleyen birer çelenk 
hepsi
kimin adina kimin döktüğü bilinmeyen yaşlar
tutulan yaslar.

O hergün düştüğümüz boşluğu, 
hissetmek için.
Hissetmek için,
uzun zamandir bir sevdiğimizin dokunmadığı tenimizde.

Bıraktık kendimizi ölümlü hayata.
Beyaz bulutlarin arasından süzülürken ,
geçiyorduk belki ,
sonunda O ışığın olduğu yaşamın kıyısından,
sarı yapraklarla döşeli.

Hiç olacak mı iki velet ?
ardımızdan, 
tozlu raflar arasinda saklanmış bir fotoğraf albümündeki ,
sararmış bize 
ve
çılgınlıklarımıza bakan.

V. Yeşil örtünün örtüğü

Kime kalacak  
O en ağır görev ?
İçimizden önce kim , kimi taşıyacak ?
Sanki dünyanin ağırlığını taşıyormuşçasına 
Omuzlarinda,
daha sararmamış olan yeşil örtünün örttüğünü!

Kim helal edecek hakkını öncelikle ?
Kim kalacak yalnız öncelikle ?
Kimin dualarını alacak ağzından yel ve götürecek ,
ancak bir kez yolunun düşeceği ıraklara.

Benim yolumda sarı yapraklar olsun
Mevsimlerden sonbahar
Belkide o hiç dökmediğin gözyaşlari bu günü bekliyordu ?
Çağlamak için yanaklarindan aşaği,
sari yapraklara damlayan
ama onlari geri yeşertmeyen
beni geri getirmeyen.
Beni geri getirmeyecek
birkaç cümle mırıldan. 
Ben duyarim. 

"Bir avuç toprak döküldü bügün elimden üstüne 
sensizlik geldi önce
sonra da sessizlik
senin sessizliğin
benim sessizliğim"

14 Şubat 2016 Pazar

Yok Olmak

08/02/15 08:15

 Durdurabilecek değildim seni
 Dönüp, gitmiştin arkanı
 Yakarmadım değildi ardından
 Ama anlamak zor oldu
 Herşeyin bir boşuna çabadan ibaret olduğunu
Yok olmaya az kala

 Bir dost derdi ki
 " Yüreğimdeki yangını
 Sen söndürürsen ne ala
 Ben söndürürsem
 Yok olursun bir anda "

Sevginin karşılığı
 nefret değildir bilir misin ?
 Kayıtsızlıktır
 Boşluktur
 Zihnimde arta kalan
 Yok olmuş zaman

 Yok oluyordum önce
 Yol oldum geleceğe
 Yok olacak yok artık kimse
 Sadece sevdiklerimle
 Uyanacağım hayatlara
 Yeniden ve yine

6 Şubat 2016 Cumartesi

Kimsenin Olamadığı Yer



06/02/16  06:??-07:52

Şu treni kaçırma, giden bilinmeyene
Dönüp baktığında geçmişin kilit
Aynı kısır döngüde yürüdüğün geleceğin de
Ve hep kaybedeceksin değişmedikçe

Tek düşüncen var senin, yalnızlık
O kadar çok korkup
Durmadan ona doğru koştuğun
Çünkü bu senin oyunun
 Olmak istediğinsin
Adın kaybeden

Geceleri kalktığında ruhun bomboş
Tıpkı gözlerinle baktığın zaman
buğulu, buğulu
Karşındakine sadece acı veren

Kırdığın kalpler seni yolunda ilerleten
Herkese göstermek istediğin
O yalnızlık duygusu
Ama seninle birlikte kimse ağlayamayacak
Sadece dönüp gidecekler arkalarını

Sevilmek isterken hep yaptığın bu
Daha ne kadar sürdüreceksin
Herkesin sıkılmış olarak oynadığı oyunu
Gömemedikten sonra o ağlayan çocuğu
-Geçmiş hayatlarının karma yükünü taşıyan-

Kaçırdığın trene üzülme
Bir sonraki de gidiyor aynı yere
Tek hat bu
Vagonların bomboş olduğu

Seni taşıyor sadece her zaman için
Sanıyorsun ki her durakta gidiyor biri yanından
Oysa kendin indiriyorsun tutup ellerinden
Döktüğün gözyaşlarına bile bakmadan

Tek başına binip , tek başına ineceksin
Son durağa yaklaştık iyice
Yıllar önce adını da
 Senin koyduğun 

Hoşgeldin
"Kimsenin olmadığı yere"
"Kimsenin olamadığı yerime"


27 Ocak 2016 Çarşamba

Senin için...(belleğimdeki iz)

22/01/16 06: ?? - 27/01/16 01:41

İç çekilen bir konuşma
Gölgelenmiş o masum neşe 
Küçük gülümsemesi yok şimdi yüzünde
Elleri kulaklarında 
Oturmamak için diretiyor dizime
Gördüğü, bildiği
Gerçekler dökülücek
Eşliğinde de boncuk boncuk yaşlar

Kaybetmenin dayanılmaz korkusuna
Katlanmasını öğrenmemeliydi yüreğim

Konuşan bendim, bedenim
Susansa yüreğim
Boğazımda düğümlenen kelimeler
Beyaz ilmik olup dolanıyor boynuma
Onun yeşillerinden baktığı 
Rengarenk dünyası yanıyor
Kelimenin tam anlamıyla

Kaybetmenin dayanılmaz kederine
Katlanmasını öğrenmemeliydi yüreğim

Arkasına bakmadan koştu
Odasının girişinde 
Durdu, baktı ... 
Ben de el sallamıştım böyle babama
Hatırımdaki son tebessümü o kapının eşiğinde
Dönmeyecektik hiçbir zaman ikimiz de

Kaybetmenin dayanılmaz acısına 
Katlanmasını öğrenmemeliydi yüreğim

Değil hiç kilmsenin 
Kendimin bile bilmediği uzaklara 
Irağa itilmişim yıllar önce 
Vicdanım mıydı tutan bu ruhsuz bedeni ?
Bilemedim

Tek bildiğim
Yüreğime,
Kaybetmenin dayanılmaz duygularına
Katlanmaması gerektiğini öğretemediğimdi

Artık ,öğrendim, öğrettim
Varlığım sadece senin için...










20 Ocak 2016 Çarşamba

Affet

 
 20/01/16 05:58- 06:27

Kaz
Daha derine ve derine
Yavaş ve içine işlerek yap işini
Yarının umudu ,
Geçmişi yatırdığın
Bu çukurda gizli

Silme
Silemezsin
Ardında hep bir iz kalır
Bakarsan görebildiğin
Yaşanmışlıkları temize çekemezsin
Çekmemelisin
Bırak oldukları yerde çürüsünler
Yeni hayatlar filizlensin

Çevir
Çevir ve geç
Yeni, temiz ve beyaz bir sayfaya
Ama son bir iş var yapılacak
Biliyorsun değil mi ?

 Ovala
Ovala ellerini suyun altında
Akıp gitsin
Ellerine bulaştırdığın cinayetin
Kırmızı kiri

Hiçbir şey hissetme
Ne sevgi ne mutluluk
Ne acı ne nefret
Yaşananları yaşanmamış
Tanıdıklarını tanımamış farz et
Herkezi ve herşeyi
Affet

İşte şimdi
Yaşayabilirsin
Yaşamalısın
Tüm dilediklerini

16 Ocak 2016 Cumartesi

Orta Dünya

 
 
Saklanma artık ağaçların gölgesinde
Yosun bağlamış kuzeyden
Hep buz gibi soğuk rüzgar eser
Yüreğimi taş kesen

Yağmurlar sel oldu
Bastığım toprak kayıyor
Ayaklarımın altından
Terk et karanlığın kol gezdiği,
  Orta dünyanın ormanlarını

 Parmağımdaki yüzük
Beni yok edecek kem göze seslenirken
 Sandım ki onun gücünden
Görmüyor beni benden çalacak iblisler

Yaşadığım aynı acı anılar
Kürede, onunla olan geleceğimde, yansıyor
Ölü yüzlerin olduğu bataklıkta ise
Ardımdan nefretle bakanlar gizli

Yaralar sarılıyor yavaş yavaş
Bir tek yüreğim ve zihnimdeki izler
Yaşlı adamın asasıyla silinecek zamanla
Ufukta o dağın ardından
Dilediğim umut ışıyor
Yeni dünyama

 Bitmek bilmeyen
İyilikle kötülüğün savaşında
Son yaklaşıyor
Yürüdüğüm bu yolda
Elbet olacak tutan elimi
 

 

14 Ocak 2016 Perşembe

YıIdız

14/01/16 1:52-2:23

Gene uyandım gecenin sessizliğine
Belki de hep korkuyorum
Babamın çaresiz seslenişinin tekrarlamasından 
Sıranın bana gelmesinden

Sonra derin bir huzur içimde
Sıyrılıyorum geçmişin 
Tekerrür eden karanlık yansımasından
Çünkü biliyorum gerçeği

Ne sesin, ne kokun
En acısı dokunuşunun olmaması
İşte beni bu sessizliğe doğuran
Sensizlik 

Gözlerimi kapatıyorum
Ve
Oralarda bir yerde 
Üzülürken bir çocuk
Gökyüzünden kaydı diye bir yıldız 
Bilmiyor kimse
Tuttuğum dilek için
Bir mum gibi üfleyip 
Söndürdüğümü onu

12 Ocak 2016 Salı

Lethe



12/01/16 06:33

Haykırıyoruz acı içinde
Kaç kere sapladık sırtımıza o hançeri
Hep aynaya baktığımızda gülümsedik
Oysa parçalıyorduk birbirimizi için için

Konuşmalarımız mıydı ?
Yoksak konuşamadıklarımız mı?
Bizi o nehirde kaçınılmaz sona sürükleyen
 Arınacağımız tüm geçmişimizden


Biz oraya varan kapkara bir leke
Cennetin güzelliğini
Cehenmem ateşiyle kül eden
İki günahkarız asla affedilmeyecek olan

Lethe, boğ bizi
Yavaş yavaş kıvranacağız
Yudum yudum içirken o suyu hava yerine
Uyanacağız hiçbirşeye
Silinmiş olacak herşeyimiz
Sen, ben, biz
Geçmişimiz, geleceğimiz

Lethe
Artık özgürüz 
Ve de tertemiz







8 Ocak 2016 Cuma

Aşka Dilek

08/01/16 03:09

Ağırlaşıyor ayaklarım
Yürüdüğüm en zor yol bu bana
Ve yine o kadar çok
Anlatacaklarım var ki sana

Çok acıttık içimizi
Durduramadık olması gereken yerde
Yıktık, parçaladık var olan herşeyi
Bitti

Şimdi 
O kadar huzurluyum ki ?
Çok ama çok baba
İnanır mısın ?
Yeniden yol alıyorum 

Hatırlar mısın çok ağlamıştım
O en özel sandığım günümde
Yoktun diye
Ama anlamamıştı ya 
Hiçbiri

Bir kaç gün önce
Bir dilek tuttum
Daha şimdi söyleyebiliyorum sana:

"Ve 
En mutlu olmam gereken anda 
Ağlıyorsam
(Yar'ım biliyor ki)
Hüzünlü değilim
Sadece mutluluğumu 
Sana anlatabilmektir"

Aklıma geldikçe uğrayacağım gene
Olur da unutuyorsam
Kavuşmuşumdur 
Hep benim adıma
İstediğin mutluluğa

Hadi devam et sen uykuna
Huzurla 


7 Ocak 2016 Perşembe

Mektup



https://www.youtube.com/watch?v=picfzpEC4KU



07/01/2016 11:36

 Dün mektubun geldi
 Daktilo edilmiş
Ruhsuz ve sevgisiz
 Islak imzanın olmadığı
 Bir yıkımın tanığı
Belki de yarınların
 En güzel anısı

 Geçmişte
Mürekkebin terin ile karıştığı
 Yüreğinden geçenlerin yazdığı
 Hiç mektubum da olmamıştı

 Çünkü
 Kendi içine hapistin sen
 Dört duvar arasında devinen
 Konuşmadan anlaşılmayı bekleyen
 Olmadı ama değil mi hiç gelenin ?
 Merak ettim

 Umarım bir gün gerçekten gülersin

 Siyahlara bürünmüş içinin yansıması
 Yapay gerçekleri
 Sahte sayfalarında anlatan
 O mektubu yaktım

Doğar mıyım?
O küllerden
 Benim tek
 Dileğim


4 Ocak 2016 Pazartesi

Kırmızı Pazartesi

01/01/16 17:16

Resimlerdeki o bir an 
Hatırında içini ısıtan 
Dokunup çekip alsan 
Devam ettiğini sandığın 
Aynı karenin tekrar tekrar oynadığı
Gerçeklik mi istediğin?

Geçmişe özlem artar hep
Dönüp bakarsan tebessüm ederek
Acımasız ol kendine 
Yüzleş artık gerçeklerle 

Hiçbir şey eskisi gibi değil 
Hiçbir şey istediğin gibi değil
Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil
Ve her şey aslında hiçbir şey

Bu bir cinayetti 
Herkesin bildiği
Kana bulanmış ellerin işlediği
Bir Kırmızı Pazartesi



1 Ocak 2016 Cuma

Seninle


Gözlerimizden içimizi okurken
Acılar süzülüyor yanaklarımızdan 
Bırak silme 
Bırak
Düşsünler toprağa
Bugün acının doğurduğu fidan
Yarın beslenip, büyüsün
Mutluluk gözyaşlarından

Beni, seni  
Kendimizle boğmak için 
Uzanıyor geçmiş ardımızdan
Yaşanmışlıklar yorduysa da 
Yelken açmak 
Yaşanmamışa 

Yüzümüzde tebessüm 
Yanağına koyduğum busenin izi
 Yonca yaprağım mı ? 
Bilemedim 

Ve yine

Hep bir mutlak sessizlik hakim 
İçimde ben benimle 
Derin sohbetlerde 
Çözümsüz dertlerle 

Düşüncülerde yaşamak yerine 

Gözlerini kapa 
Derin bir nefes al 
İşte
İçine çektiğin hayat 
Seninle